Eyyam-ı Bahur  Yaz mevsiminin en sıcak ve boğucu günlerine verilen Arapça kökenli Türkçe sözcüktür. Günümüzde “çöl sıcakları”, “cehennem sıcakları” şeklinde söylenen aşırı sıcak günleri anlatan bir tabirdir.

Kuzey yarım kürede, temmuz ve eylül tarihleri arasında yaşandığı kabul edilmektedir. Güney yarım kürede bu tarih ocak ve mart arasına düşer.

Kesin tarih, içinde bulunulan bölgeye, boylama ve iklim koşullarına göre büyük değişiklikler gösterebilir.

Türkiye’de 31 Temmuz ile 7 Ağustos tarihleri arasına denk gelir. Bu sıcak günler ağustosun ilk haftası yaşansa da ağustos ayının sonuna kadar etkisini sürdürür. Bu sıcak günler bu sene Kurban Bayramına denk gelmektedir.

Güney bölgelerimizde bu sıcak günlere “sarı sıcak” da denmektedir.

Bu yazımızda eyyam-ı bahur, sarı sıcak yani ağustos sıcakları ile ilgili sözlerden bir derleme hazırladık.

 

Çukurova’nın sıcağına sarı sıcak derler.

Yaşar Kemal

 

Gerçek hayat, eyyamı bahur gibi bunaltır ki beni, bunda bir parça alçaklık da yok değil.

Fernando Pessoa

 

Bakın şu sarı sıcağa, bir çökmüş ki insanın kemiklerini kavuruyor, eritiyor.” (Yahya Kemal)

 

Ağustos’un bunaltıcı sıcakları olan “Eyyam-ı Bahur”, tende lekeler bırakacak kadar kavurucu ve boğucu günlere deniyormuş.

“Sarı sıcak, tatlı bir rayiha sarardı ruhunu, söz uzadıkça, yeryüzü cennetinin yasak meyvesine uzanmış da günahın tadına varmış gibi bir utanca kapılırdı.”

Deniz Gezgin

 

 Ehempuhur’un aslını yıllar sonra öğrendim; eyyam-ı bahur demekmiş. Tarihi sözlüklerde, “Temmuz sonuna denk gelen en sıcak yedi gün” diye kayıtlı.

Dergah Dergisi

 

Ey gerçekten gerçekten düşlenmiş hayallerim, ey gerçekten hissedilmiş coşkularım, şimdiden ağustos sıcağı ile kavrulan baharlar misali doymak bilmez ve sabırsız aşklarım, ey!

Giovanni Papini

 

Ehempuhur “eyyam-ı bahur” ; “Temmuz sonuna denk gelen en sıcak yedi gün” anlamına gelir.

Arapça “günler” anlamındaki “Eyyam” ile “Bahur (aşırı sıcak, yerden yükselen buhar)” kelimesinin birleşiminden oluşur.

 

Eskiler ağustosun ilk haftası için “eyyâm-ı bahur” derlerdi. Yani yakıp kavuran günler.

Eyyâm Arapça “günler” demek. Tekil hali “yevm”dir. Yevmiye de buradan gelir, yani günlük verilen ücret. Bahur kelimesinin aslı ise bâhûr’dur. İki ses de uzun okunur. Fakat bu şeklini bilen ve telaffuz eden kalmadı. Bâhûr, aşırı sıcak manasına gelir.

 

(…)rüzgârlar, gün dönümleri, şiddetli soğuklar, eyyamı bahur sıcakları, bu küçük cami odasında başında takkesi, alçak sedirinde sağ dizinin üstüne kâğıt tomarlarını dayayarak pirinç gibi rakam dizilerini sıralayan bu adamın kamış kalemiyle sarı pirinç divitinden, yavaş yavaş âdeta çok çeşitli bir rüya gibi doğarlar…

Ahmet Hamdi Tanpınar –

 

Ağustos sıcağı, kurumuş dudaklarımı kavuruyordu. Güneşten bembeyaz kesilen o çatlamış, o yarılmış toprak yavaş yavaş serinliyordu şimdi, tuzlu lekeler belirmişti üstünde.

Güneş biçimini yitirmişti, beyaz bir sisin ardında parlıyordu. Ötede, ufukta portakal kırmızısı fırtına bulutları toplanmaktaydı. Kupkuru bir rüzgar esiyordu, atların burunlarını tozla dolduruyor, yelelerini dalgalandırıyor, tepelerdeki pelin kümelerini hışırdatıyordu

Cengiz Aytmatov

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir