Siyahtan korkarsanız beyazı göremezsiniz.

 

Aşk ya siyahtır, ya da beyaz. Aşkın grisi yoktur.

 

Siyah da beyazın zıttıdır ama yanına en çok o yakışır.

 

Siyahın kaderi suçlanmak, beyazın kaderi kirlenmektir.

 

Eskiden fotoğraflar siyah beyazdı ama hayat daha renkliydi.

Beyazı siyahla kirletebilirsin ama siyahı beyazla temizleyemezsin.

 

Siyah hep üstündür beyazdan, içine çeker her şeyi beyaz masumdur.

 

Mavinin, yeşilin her tonu güzeldir ama siyahın güzelliği tek tondadır.

 

Siyah gecelere inat, kar beyaz hayaller kuruyorum aydınlık gecelerime.

 

Siyah beyaz düşlerde kaldı çocukluğum, siyah beyaz resimlerde kaldı çok özlediklerim.

 

Siyahla beyaz gibi olalım sevgilim seninle. Birbirine zıt duran ama birbiri olmadan yapamayan.

 

Renkli bir fotoğrafı siyah beyaz dönüştürebilirsin ama siyah beyaz bir fotoğrafa renk katamazsın.

 

Bazen hüznümün rengini anlatmaya siyah da yetmiyor, siyahtan daha koyu bir renk olsun istiyorum.

 

“Sağ yanım beyaz bir dünya

Sol yanım siyah bir rüya”

Kamuran Akdemir

 

Siyah beyaz filmlerden öğrendik biz masum aşkları, izlerken ağlardık birbirini seven aşıkların ayrılıklarını.

 

İnsan kendisine rağmen yaşıyamaz

kalbimiz beyaz derken biz siyah diyemeyiz.

Attila İlhan

 

Siyah beyaz bir mutluluğum olsun, renkli dünyalardan uzak dursun. Mutluluğu masum ve gösterişsiz hüznü siyah kadar derinden olsun.

 

Monna Rosa, siyah güller, ak güller; Gülce’nin gülleri ve beyaz yatak. Kanadı kırık kuş merhamet ister; Ah, senin yüzünden kana batacak, Monna Rosa, siyah güller, ak güller!

Sezai Karakoç

 

kimse siyah ya da beyaz olarak nitelendirilemez. Aslında hepimiz grinin tonlarıyız. Kimimiz daha koyu, kimimiz daha açık. Beyaza çok yakın bir tonu tutturabilenlerin azınlıkta olduğunu biliyoruz.

Engin Geçtan

 

Televizyon, gerçek hayat değildir. Siyah-beyaz filmlerde gördüğünüz insanlar, gerçek hayatta renkliydiler. Ve dünya dönmeye, siz doğduğunuzda başlamadı.

Charles J. Sykes

 

“Utancın rengi her zaman düşündüğüm gibi siyah değildi. Annenizin ödemek için bütün gece ütü yaptığı, yeni alınmış beyaz bir üniforma rengindeydi. Üzerinde çamur veya benekler olmayan bir beyaz.”

Kathryn Stockett

 

Kimse tamamen iyi ya da kimse tamamen kötü değildi. Her siyahın içinde bir damla da olsa beyaz, her beyazın içinde bir damla da olsa siyah vardı.

Elif Şafak

 

O siyah beyaz aşkların adı şimdi eski toprak…

Bir kez söz verildi mi de, o söz, illa ki “kıyamete kadar” giden bir yemindi.

Can Dündar

 

“Bir an onun yerinde olmayı istedim. Hayata siyah ve beyaz olarak bakabilmeyi. Suçluları sadece suçlu, kötüleri sadece kötü olarak görmeyi. Neden böylesi bir fenalığa yöneldikleri düşünmeden yargılamayı, hatta acımasızca mahkûm etmeyi. Eminim, hayat daha sorunsuz olurdu…”

Ahmet Ümit

 

“…Kafamızdaki çizgilere âşık oluyoruz. İçini kendi renklerimizle boyuyoruz. Ve o renklerin doğru olmadığını anladığımız an, o resimler tekrar siyah beyaz kalıyor. Renklerimizi kaybediyoruz. O kişiyi kaybediyoruz. Bir daha asla onu eskisi gibi görmüyoruz.”

 

Yedi yüzyıl önce, yedi beyaz güvercin,derin bir vadiden bir dağın kar gibi beyaz doruğuna kadar uçarlar.

Bu uçuşu gözleyen yedi insandan biri şöyle der:

“Yedinci güvercinin kanadında siyah bir nokta görüyorum.”

Bugün, o vadinin sakinleri, karlı dağın doruğuna kadar uçan yedi siyah güvercinden söz ederler.

Halil Cibran

 

Hz Ali (R.a): “İman kalbe beyaz bir nokta getirir. İman arttıkça beyazlık artar. İman kemâlini bulunca kalb de tamamen nurlanır. Nifak da kalbe siyah bir nokta, bir leke getirir. Nifak arttıkça kalb kararır, nifak kemâle erince kalb de tamamen karanlık içinde kalır.” Buyurmuştur.

İmam Gazali

 

Meşhur bir dervişlik hikayesi vardır;

Bir adam bahçesinde biri siyah diğeri beyaz iki köpek besler. Köpekler devamlı kavga ederler. Adamın oğlu Derviş olan babasına “Hangisi kazanacak?” diye sorar. Derviş; “Biz hangisini beslersek o kazanacak.” diye cevap verir. Bizde kötü duygularımızı beslersek nefsimiz, vicdanımız karşına zafer kazanır.

Nevzat Tarhan

 

Her şey zıttıyla meydana çıkar. Demirci siyah tenli olursa, duman yüzünde bir is bırakmaz. Fakat beyaz tenli birisi demircilik ederse dumanın tesiriyle yüzü kararır. Gel gör ki biz demirciyi hep siyah tenli sanmışız. Meğerse ölümümüze sebep olacak olan demirci beyaz tenliymiş. Yüzündeki bu karalığı fesatlığı görememişiz…

Sinan Akyüz

 

İki Ben’imden her biri, yani Siyah Ben ve Beyaz Ben, birbirleriyle rekabet etmek zorundaydılar ve her biri kendi adına galip gelmek, kazanmak için kendini bir tutkuya, bir sabırsızlığa kaptırıyordu; Siyah Ben olarak yaptığım her hamlenin ardından, hararetle Beyaz Ben’in ne yapacağını bekliyordum. İki Ben’den her biri, öteki bir yanlış yaptığında bir zafer sevinci yaşıyor, ama bununla eşzamanlı olarak da kendi beceriksizliğinden ötürü öfkeye kapılıyordu.

Stefan Zweig

“Bir lisansüstü öğrencisi bir yaz mevsimi süresince

her gün üzerine siyah-beyaz çizgili bir tişört giyerek

Harvard futbol sahasına gider. 15 dakika boyunca sahaya bir uçtan diğer uca yürüyerek yerlere kuş yemi serper. Bu arada cebinden bir hakem düdüğü çıkartıp öttürür. Yağmur çamur demeden her gün aynı saatte aynı hareketleri törensel bir ciddiyetle yapar. Derken sonbahar gelir, futbol mevsimi başlar.

Harvard futbol takımının ilk maçı oynanacaktır.

Siyah-beyaz tisörtlü hakem baslama düduğünü çalar ve o anda olanlar olur. Yüzlerce kuş sahaya hücum eder ve doğal olarak maç ertelenir. Bu arada öğrenci tezinİ vermiş ve mezun olmuştur.”

Uğur Batı

 

Judie Paxton isimli Amerikalı bir öğrenci ortaokul sıralarındayken bir arkadaşı ile tartışmaya başlar; kısa bir süre sonra bu tartışma büyür ve kavgaya dönüşür; “ben haklıyım, sen haksızsın” derken dövüşmeye başlarlar ve sınıf öğretmeni olaya el koyar. Tüm sınıf arkadaşlarının gözü önünde Judie’yi bir sıraya, diğer arkadaşını da tam karşısındaki diğer bir sıraya oturtur öğretmen. Aralarına bir masa ve masanın üzerine de bir nesne koyar ve sorar, “Bu nesne ne renk?” Judie, siyah diye bağırır, karşısındaki çocuk beyaz diye. Tekrar bir tartışma başlar çocukların arasında; öğretmen sınıfa sessiz olmalarını işaret eder ve bir müddet Judie ile arkadaşının tartışmasını izler. Tartışma büyümeye başlayınca, Judie ve arkadaşının yerlerini birbirleriyle değişmesini isteyen öğretmen “Şimdi söyleyin ne renk?” diye tekrar sorar. Her iki çocuk da ağızları açık, şaşkınlıktan bir müddet konuşamazlar. Çünkü nesnenin bu sefer Judie’ye bakan kısmı beyaz; diğer tarafı siyahtır.”

Bircan Yıldırım

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir